Robert Kiyosaki Kimdir? Hayatımı Nasıl Değiştirdi?

Robert Kiyosaki

Bana göre dünyada ki tüm girişimcilerin ondan ve kitabından mutlaka haberi vardır yok sa da mutlaka olmalıdır. Kitabın adı “Zengin Baba Yoksul Baba” iş dünyasını kasıp kavuran bu kitap bir çok kişinin kendi işini açmasına ve finansal özgürlük yolunda ki ilk adımlarını atmasına yardımcı olmuştur.Aslında bu makalemde yazar ve kitapları veya Nakit Akışı (CashFlow) oyunu hakkında fazla bir şey yazmayacağım, çünkü malum kendiniz alıp okumadıkça araştırmadıkça kıymeti olmaz, ben sadece benim hayatıma olan etkisini ve geleceğimi ne şekilde şekillendirebileceği ile ilgili bilgiler vereceğim aynı zamanda bu kitabın milyonların hayatını değiştirdiği gibi sizinde hayatınızı kökten değiştirebileceğine inanıyorum (olumlu yönde tabi ki).Bu kitap ve yazarla tanışmam yaklaşık 10 sene geriye dayanır. O zamanlar daha 20-22 yaşlarında üniversitede hayata hazırlanan yazları da çalışan bir gençtim. Güneşli güzel günlerin birinde bir arkadaşım bana bir kitap hediye etti ve ilave etti, “bu kitap hayatımı değiştirdi sizinkini de değiştirebilir”…O zamanlar çalışan ve okuyan girişimci gençlerdik, kitabi hediye eden kişi ise network marketing yapıyordu.Ne yazık ki o zamanlar daha kitap okuma alışkanlığım yoktu, ön yargılarım ise hayli fazlaydı. Bir kitap insanın hayatını nasıl değiştirebilirdi ki …Gel zaman git zaman üniversiteyi bitirdim, hayatın beni sürüklediği noktada kpss sınavına hazırlanan ve oldukça bunalımlı bir gençtim…Kitaplara karşı ilk okuma alışkanlığı kazandığım zaman işte bu evrede bunalımdan korunmak adına sarıldığım ve bir daha asla bırakamadığım bu dönemdi!Şansıma hep ilgilendiğim bir konuda bir kitaptı, finansal özgürlük ve para ile ilgili, kitabı çok beğendim hikaye şeklide kitapta zengin babanın ve yoksul babanın tavsiyelerine yer veriyordu. Kitabı okumaya başladığım o gece kafamda şimşekler çakmaya başladı!!!Hikaye inanılmaz bir hikaye, yazarın kendi hikayesi. Çocukluğunda kendi öz babasından başka en iyi arkadaşının babasına takılan Kiosaki, babaların aralarındaki belirgin farkları anlatıyor.Öz babası Profesör, hatta üniversite dekanı, yüksek tahsil görmüş saygın bir beyefendi, arkadaşının babası ise “benim ikinci baba” diye tabir ettiği: ilk okulu bile bitirememiş bir iş adamı, çok zengin ve varlıklı.Tüm kitapta iki baba arasındaki düşünce farkını anlatan Robert hangisini ve neden seçtiğini ve bizim de aslında seçmemiz gerektiğini anlatıyor.Öz babası ona sürekli iyi oku, güzel notlar al, üniversiteyi bitir, diplomanı al ve bir işe yerleşerek garantili maaşını al derken… İş adamı babası ise, “para için çalışma pasif gelir elde etmek için parayı çalıştırmayı öğren, ömür boyu çalışmak zorunda kalmazsın” diyordu…Günümüz sisteminde kan ter içerisinde çok çalışanlar, hayatta kalmaya yetecek az miktar paraya razı olurken, sistemi anlayan ve parayı kendisi için çalıştıran girişimci ve yatırımcılar, bir kere yaptıkları yatırımdan ömür boyu gelir elde etmeye devam ederek servet elde ediyor, yani PASİF GELİR.Bunu yapmaya başlamak için öncelikle kendi işine sahip olmalısın, yatırım yapmayı öğrenmelisin üzün vadeli düşünerek hayatını ona göre planlamalısın, satış ve pazarlama becerilerini geliştirmelisin gibi tavsiyeler var kitapta.Bana göre bu kitap üniversitelerde ders olarak okutulmalı, finansal planlama nasıl yapılmalı kendi işin nasıl kurulmalı gibi konular bu kitapta çok güzel işleniyor. Bizlere üniversite ve okullarda anlatılmayan konular bunlar.Çok etkilenmiştim… Kitap bana gerçek hayatta iki ayrımın var olduğunu göstermişti, sanki tüm dünyada bu gerçek daha önce bizden saklanıyordu.Yıllar yılı devlet baba zihinlerimize işleyerek bir stereotip yerleştirdi, okula git, çalışkan ol, hata yapma, iyi notlar al, üniversite, yüksek lisans oku, diplomanı al, güzel bir işe gir ve hatta daha iyisi bir memur ol! Böylesi daha garantilidir. 40 yıl bir işte çalış, emekli ol! Daha sonrası da yok zaten. Sürekli bir yaşam mücadelesi ve yaşam savaşı ver kısacası!Adamın felsefesini, hayata bakış açısını ve yargılarını, hayatta elde ettiği başarılarını gördükten sonra, aha, bu tam da benim adamım dedim, bende öyle istiyorum (günümüzde Kiosaki’nin serveti bir milyar doları geçmiş durumdadır.)Onu daha yakından tanımak adına internete girdim ve araştırmalar yaptım, bir sürü kitabı varmış ve çoğu da New York Times çok satanlar listesinde uzun süre kalmış kitaplardı.Kiosakinin yeni kitabı “21. Yüzyılın İş Fırsatı”tanıtıma ve girdi ve Network Marketing sektörünün ne kadar doğru bir sektör olduğunu şu çizgi filmde anlatılanları izleyerek siz de kendinize pay çıkarabilirsiniz.

Aktif Gelir Pasif Gelir

Dipnot: Eğer yazımı okuyup ve çizgi filmi izlediyseniz ve beğendiyseniz; lütfen paylaşalım ve bu konuda insanları bilgilendirelim. 🙂

Başarılı İnsanların Ortak Noktaları

Başarı

İnsanlar çok sık sorar – nasıl BAŞARILI olunur? Dünyada sayısız süper başarılı insanlar var iken nedense, başarının basit yasaları çoğu insan için bir sır olarak kalır.Bize göre ise işinizde ki başarınız için ruh haliniz sahip olduğunuz bilgilerden çok daha önemlidir. Bu yüzden size kendi başarı sırrımızı anlatmaya karar verdim – Akış Hali (Flow State) 1 ile 10 arası bir ölçekte – ŞİMDİ ne kadar mutlu olduğunuzu söyler misiniz?Peki ya ne tür hedefler belirliyorsunuz? Bugün için, bir yıl için beş veya belki de 50 yıl için? Belki de hedefleriniz olmadan yaşıyorsunuz?Tam da bu iki soruyu kendimize soruyoruz her sabah – hemen şimdi ne kadar mutluyum ve gelecek vizyonum nedir?Bu iki soruya verilen cevaplar tam bu bilincinizin şimdi ne durumda olduğunu belirler. Şu anda mutlu olmanız ve gelecek vizyonuna sahip olup olmadığınıza bağlı olarak şu 4 durumdan birinde olabilirsiniz. Bunu daha ayrıntılı olarak inceleyelim…«Spiralden aşağıya»Eğer mutsuzsanız ve gelecek vizyonuna sahip değilseniz bu durumu biz «Spiralden aşağıya durumu» olarak adlandırıyoruz. Gerçekte bu durumda ki insanlar genelde hayatın daha da kötüye gittiğini fark ediyorlar. Bu durum depresyon ve halsizlik, arzu ve beklenti eksikliği. Bu durumda olduğunuzu düşünüyorsanız, çok acil bir şeyler yapmanız gerekiyor – yardım isteyin, kendinize ilham kaynağı bulun, kendinizle ve bilinç durumunuzla ilgilenin.«Kendini Beğenmişlik Tuzağı»Şu anda mutluysanız, fakat gelecek vizyonuz yok ise, bu durumu «Kendini Beğenmişlik Tuzağı» olarak adlandırıyoruz. Bu size harika bir hal gibi gelebilir – şuanda mutlu olmak. Fakat problem, hedeflerin olmaması.İnsan iki en yüksek (manevi) ihtiyacı vardır – bu insan olarak büyümek (kişisel ve profesyonel gelişim) ve topluma olumlu katkıda bulunmaktır. «Kendini Beğenmişlik Tuzağı» halindeyseniz muhtemelen kişisel olarak büyümüyor ve topluma da katkınız yok – hayatınızı boşuna yaşıyorsunuz. Bu durum da olduğunu düşünüyorsanız, o zaman yaşam amacınız hakkında bol bol düşünmeniz gerekir aynı zamanda büyük insanların hayat hikayelerinde ilham arayarak hedef koymayı öğrenmelisiniz.«Stres ve Kaygı»Gözlemlerimize göre gelişmiş ülkelerde ki insanların çoğu «Stres ve Kaygı» halinde bulunuyorlar. Bu durumunda hedef ve istekleriniz var, ancak mutluluğunuzu bu hedeflere ulaşmak olarak belirliyorsunuz. Başka bir deyişle – hırsınız var ama Size hedeflerinize ulaşana kadar kendinizi mutlu hissetmiyorsunuz.Yine, bu durumunuzu oldukça normal görebilirsiniz, fakat… buradaki paradoksu hesaba almıyorsunuz –ne tür hedeflere elde etmiş olursanız olun, kendinizi mutlu hissetmek için ulaşmanız gereken hedefleriniz her zaman olacaktır. Bu durum köpeğin kuyruğun peşinden koşmasına benzer – her ne kadar da köpek ısırmaya çalışsa da kuyruk her zaman kaçmış oluyor.«Akış Durumu»Ve nihayet başarınız için gerekli duyduğumuz durum –  «Akış Durumu» – hemen şimdi mutluluk hissi ve gelecek vizyonu (gelecek hayali). Bu durumda bulunduğunuzda sizin için her şey en iyi biçimde oluşuyor – sanki tüm Evren sizin tarafınızda.Peki ya siz, şu anda hangi bilinç durumundasınız? Hemen şimdi kendinizi mutlu hissediyor musunuz? Gelecek görüşünüz, hayaliniz, vizyonunuz var mı?«Akış Durumu» tam olarak nedir ve neden biz tam da bu durumu «başarılı insanların en önemli özelliği» olarak görüyoruz? Durum şu ki ancak bu durum sizin iç potansiyelinizi tamamıyla açabilir.Bu duruma geldiğinizde, size her şey çok kolay gelmeye başlıyor, fikirler kendiliğinden aklınıza geliyor, siz sanki tüm soruların cevabını biliyorsunuz. Olumlu koşullar oluşmaya başlıyor ve her şey en iyi şekilde oluşuyor… «otomatik» (kendiliğinden, en güzel haliyle, hayal ettiğimizden de daha iyi).   Sonuna kadar anlamanız için size «Niyetler Paradoksunu» anlatmak istiyorum.Hedefleriniz olmalı. Ama mutluluğunuz bu hedeflere bağlı olmamalıdır. Hedeflerinize ulaşmadan, ÖNCEDEN mutlu olmanız gerekiyor.  Diğer bir deyişle – gelecek vizyonuyla ve şimdiki mutlu-luğunuz arasında bir  denge bulmalısınız. Kelimenin tam anlamıyla, her kez aynı şeyi söylüyor, fakat farklı ifadelerle. Kendiniz yargılayın… Ünlü «Sır» filmi «Çekim Yasası» hakkında şöyle bir formül veriyor:Düşünceler + Duygular = ÇekimBu aynı şey: istekleriniz konusunda ki düşünceler (gelecek hayali) artı olumlu duygular (şimdi ki mutluluk) çekimi oluşturur, hayatınızda istediğiniz her şeyi içine çeker (akış durumu). Bu insanların eriştikleri başarı bize «akış durumunun» onlar için nefes almak kadar doğal olduğunu gösteriyor.


Sır Richard Branson
İngiliz girişimci, milyarder, hayırsever, yaklaşık 350 farklı şirketi içinde barındıran Virgin şirketler grubunun kurucusu! 300 den fazla başarılı şirketi nasıl kurduğu sorulduğunda samimi itirafta bulunarak şöyle söylüyor Branson: «yapmaya planladığı her şeyi sürekli kâğıda yazıyorum» bu da gelecek vizyonuna işaret. Mutluluk hakkınsa ise şöyle diyor: «Kötü zamanları hatırlamıyorum bile. Sadece hayatımda olan biten iyi şeyleri hatırlıyorum.»


John D.Rockefeller
Amerikalı girişimci, dünya tarihinin ilk «dolar» milyarderiAşağıdaki şiirde (bizim serbest tercümemize göre), Rockefeller iş hakkında (fikir, gelecek vizyonu) oyun hakkında (duygu, hemen şimdi mutluluk), ve tanrının ona iyi davrandığı (çekim, akış durumu) hakkında konuşuyor:
«Bana çok erken yaşta çalışmayı öğrettiler aynen oynamak gibi, Hayatım uzun ve mutlu bir bayram gibiydi iş ve oyun dolu – kaygılarımı yol üstünde atıyordum ve her geçen gün tanrı bana daha iyi davranıyordu.»


Donald TrumpAmerikalı milyarder Girişimci  «Zihnini kontrol etmeyi öğren. Her hangi bir durumun seni olumsuz düşünce bataklığına sürüklemesine izin verme. Bazen başarısız olursun, ancak gelecek için bundan bir ders çıkarsın.Olumsuz düşünce aklınızı girmeye çalıştığı her seferinde, onu hemen kafanızdan fırlatıp atın. Onu olumlu düşünceyle değiştir. Bu çok enerji gerektirir – ama sonuç dayanıklılık olacak – pozitif dayanıklılık, başarının olmazsa olmaz bileşeni.»Akış durumunu nasıl çağırabiliriz?Sizlere iyi haberimiz var. Hala akış durumunda değilseniz, bunu başarmak oldukça kolay ve hatta hızlı – hemen şimdi başlayabilirsiniz. Belki yarından kendinizi 110% akış halinde hissedeceksiniz. Bu alışkanlığını kendinizde geliştirmek, elbette biraz zaman alabilir. Elbette hepimiz zaman zaman yanılıyoruz, öfkelenip kızabiliyoruz ve kendimizi mutsuz hissetmemize izin veriyoruz. Ama siz hemen şimdi başlayabilirsiniz. Yapmanız gereken bile hiçbir şey yok – sadece karar almak.Akış halini oluşturabilme sürecinde size yardımcı olmak için basit tavsiyeler paylaşmak istiyorum


Hemen şimdi mutlu olmak için…Minnettarlık DuygusuBilimsel çalışmalar kanıtlıyor ki her gün minnettarlık ifade eden kişiler 25% daha mutlu ve bu faydalı ve basit alışkanlığı olmayan insanlardan oldukça sağlıklı. Son 24 saat içinde başınıza gelen tüm iyi şeyler için şükran ifadesi ile güne başlamayı öğrenin bu “ufak şeyler” olsa bile.MeditasyonMeditasyonun sizin için faydalı olduğuna günümüzde artık herkes onaylıyor. Modern toplumda, meditasyon stres ile başa çıkmak için harika bir yöntem olarak kendini göstermiştir. Çok sayıda bilimsel çalışma meditasyonun bağışıklık sistemini güçlendirdiğini, yaşlanma sürecini yavaşlattığını ve önemli ölçüde kalp krizi gibi ciddi hastalıkların riskini azalttığını kanıtlamıştır.Bunların hepsi harika… Sağlığınızı güçlendirmek ve rahatlamak için meditasyonun – zihin kontrolünü öğrenmek için harika bir yöntem olduğunu biliyor musunuz. Dinamik meditasyon sayesinde bilincinizi tamamıyla baştan programlaya bilirsiniz …gelecek vizyonu oluşturmak için.Nihai HedeflerNihai hedefler koymayı öğrenin, ara hedefler eğil.  Birbirinden farkı nedir?  Ara hedefler bizi adım adım gerçekten istediğimize götürür – nihai hedefe. Bunu konuyla ilgili olarak arkadaşımı örnek vereyim – kendisi bilgisayar kursu görmek istiyordu ve bu hedef doğrultusunda çalışıyordu. Bunu neden yaptığını soruşturmaya başladığımızda işin aslında çalıştığı işte yükselmek istediğini, yükseldiğinde daha yüksek maaş alabileceğini ve annesiyle beraber yaşılabileceği daha büyük bir daireye taşınabileceğini anlattı. Bu arkadaşımın nihai hedefi annesiyle beraber yaşamaktı diğer tüm hedefler ise ara hedefti.Bu yüzden kendinize «NE» ve «NİÇİN», gibi sorular sorunun «NASIL» ve «NEZAMAN» sorularını değil.Bu neden önemlidir? Çünkü «Akış Hali» veya «Çekim Yasası» sizin lehinize ancak nihai hedeflere doğru ilerlediğinizde çalışmaya başlar, sizin yaşam amacınıza. Tamamen alakasız ara hedeflere odaklanarak sizi Nihai hedefinize ulaştıracak senaryonuzu neden kısıtlıyorsunuz ki?İlhamBazen bana soruyorlar: «Hangi hedefleri kendime koymam gerektiğini bilmiyorsam ne olacak?» O zaman ilham arayın. Başarılı insanların biyografilerini, ilham veren kitaplar okuyun, ilginç insanlarla tanışın. «Şuna sahip olmak harika olurdu!» adli oyunu oynamaya deneyin  – gazete okurken, haber bakarken veya birisiyle konuşurken, sahip olmak istediklerinizi veya ulaşmak istediğiniz sadece not defterinize yazın. Çok yakında  ulaşmak için bir sürü hedefiniz olacaktır.Hayat DefteriKendinize bir «Hayat Defteri» yapın. Basit bir not defteri veya ajanda satın alın. Sizin için önemli olan kategoriler bölün. Mesela  – iş, aile, finans, sağlık, ilgi alanları vb. Bu deftere hedeflerinizi yazın… şuanda neye minnettar olduğunuzu da yazın. Sadece bu basit bir alışkanlık bile hayatınız 180 derece döndürmeye yeter… belki de 135 derece her şey bu kadar kötü değilse.Hayatınızın en önemli kitabı «Hayat Defteri» fikrini milyarder girişimci John Butcher dan aldım. John hayatını 12 kategoriye bölüyor:1) sağlık ve fiziksel durum2)  zekâ3) duygular4) karakter5) maneviyat6) duygusal ilişkiler7) çocuk ve torunları8) sosyal hayat9) finans10) kariyer11) kalitesi yaşam12) hayat amacıHer bir kategoride, John inançlarını tanımlıyor, kendi gelecek vizyonunu, hedefe ulaşma motivasyonu ve yakın zamanda atılması gereken stratejik adımlar belirliyor. Biz bu sistemi biraz basitleştirerek sisteme bazı şeyler ilave ettik. Not defterinizi kategorilere bölün, 12 olası şart değil – daha az olabilir 3 veya 5. Her kategorinin sağ tarafına hedeflerini yaz, solunda da şu anda niçin minnettar olduğunuzu yazın.Bu basit teknikler size gelecek için bir vizyon yaratmanıza ve hemen şimdi mutlu olmanızı yardımcı olur. Size akış halini hemen şimdi oluşturabileceğinizi söylemiştik. Yapmanız gereken tek şey – bir karar almaktır. Son bir tavsiye daha…Sizin gerçek büyüklüğünüz ancak kariyer yapmaya değil hayatınızı inşa etmeye odaklandığınızda ortaya çıkar.


Son Not:  Makaleyi Beğendiyseniz faydalı olabileceğini düşündüğünüz Arkadaşlarınıza paylaşın. Bilgi Paylaştıkça Güzeldir! Bu konu hakkında şahsi fikrinizi de almak isterim bunun için Yorum kutusunu kullanın.

80/20 Kuralı

Pareto

Pareto ilkesi (Pareto Principle), önemli azın yasası (Law of the Vital Few) ya da etken seyrekliği ilkesi (Principle of Factor Sparcity) olarak da bilinen bu kural, bir sistem üzerindeki etkilerin %80’inin, etkenlerin %20’sinden kaynaklandığını söyler.İtalyan ekonomist Vilfredo Pareto’nun 1906 yılında, ülkesindeki gelir dağılımının eşitsizliğini göstermek için oluşturduğu bir matematiksel formüle dayanır. Ekonomideki azalan marjinal fayda kuramının pratik bir örneği olarak da kabul edebileceğimiz 80-20 kuralının (80-20 Rule) bağlamda geçerli olduğu durumlara örnek vermek gerekirse:Sorunların %80’i, sebeplerin %20’sinden kaynaklanır.
Bir şirketin gelirlerinin %80’inin kaynağı, müşterilerinin %20’sidir.
Bir şirkete gelen şikayetlerin %80’i, müşterilerinin %20’sinden gelir.
Bir e-ticaret sitesinin cirosunun %80’i, ürün gamının %20’sinden kaynaklanır.
Bir depo alanının %80’i, ürünlerin %20’sini barındırır, bu ürünlerin %80’i tedarikçilerin %20’si aracılığı ile edinilir.
Bir proje ekibi, eforunun %80’ini projenin %20’si (başındaki ve sonundaki %10’luk dilimler) için harcar.
Bu kuralın geçerli olduğu alanlara dair sınırsız örnek üretilebilir. Yüzdelerde değişiklik olabilse de (85–15/ 90–10/ 95–5), 80–20 kuralının ana prensibi değişmez. Özellikle yönetsel eforun, yüksek marjinal fayda sağlayacağı alanlara kanalize edilerek doğru ve verimli kullanımı için önemli bir yol göstericidir.

Seyahat Edenlerin Başarılı Olmasının 15 Nedeni

seyahat

Seyahat etmeyi seviyorum ve insanı ne kadar geliştirdiğini bildiğim için daha çok gezmeyi planlıyorum. Bu makaleyi gerçekten çok beğendim, bir nevi beni özetlediği için ve harika hazırlandığı için uplifers.com sitesinden alıntı yapmak istedim. İyi okumalar, bol Seyahatler.Başarı herkes için farklı tanımlanabilir, ama gerçek olan tek bir şey var: Bazı insanlar başarır; bazıları başaramaz. Peki başarılı insanlarda olup başarısız insanlarda olmayan ne? Başarılı bir hayat için gereken yetenekler ve alışkanlıklar ile ilgili birçok şey yazılıp çizildi. Çoğu insan istediğini başarmak için korkularının üstesinden gelmesi gerektiğini ya da özgüvenini artırması gerektiğini biliyor. Ancak bazı insanlar var ki, diğer insanlara kıyasla başarı onlara daha yakın. Sık sık seyahat eden kişiler de dünyayı keşfederek hayat becerisi ediniyor. İşte sık seyahat eden kişilerin başarılı olmasının 15 nedeni:

KONFOR ALANLARININ DIŞINA NASIL ÇIKACAKLARINI BİLİYORLAR

Çok gezen insanlar alışılmadık durumlarla sık sık karşılaşıyorlar. Zorunda oldukları için, bilinmeyenler üzerine kafa yoruyorlar. Belirsizliklerle nasıl başa çıkmaları gerektiği, nasıl sakin ve etkileyici olmaları gerektiği gibi konularda yeni stratejiler geliştiriyorlar. Sayısız yeni tecrübe edinmelerinin katkısı yadsınamaz ve bu da hem liderlik hem de iş için başarının anahtarı.

DEĞİŞİME KUCAK AÇIYORLAR

Gezenler yenilikleri keşfederler. Etrafında sürekli yeni ve farklı şeyler olan insanlar hiç sıkılmazlar ve daha iyi odaklanırlar. Bu düşünce yapısı girişimcilik ve yaratıcılık için ilham verir.

DUYGULARINI NASIL KONTROL EDECEKLERİNİ BİLİYORLAR 

Sıkışık uçak aktarmaları, hava alanı güvenliği tarafından sorgulanmalar, kaba otel çalışanları gibi stres faktörleri sıradan bir insanın sinirlerini alt üst edebilir. Seyahat eden kişiler duygularını kontrol etme ve baskı altında sakin kalabilme yeteneklerini geliştiriyorlar; kısacası öz farkındalık yaratmış oluyorlar. Öz farkındalık da yaratıcılığı artırıyor ve hayatta kendilerini neyin mutlu edeceğini bulmalarına yardımcı oluyor; ki bu da hayattaki en büyük mutluluk değil mi?

GÜVENMESİNİ BİLİYOR, SÜREKLİ KONTROLÜ ELLERİNDE TUTMUYORLAR

Gezginler tanımadıkları kişilere de güvenirler. Dil engeli ve yabancı şehirlerdeki taksi şoförleri gibi problemlerle baş etmek zorunda kalırlar; bu nedenle de yabancıların nezaketine bağlılardır. Sürekli bir şeyleri kontrol etmemeye çalışmaları sayesinde yeni ilişkiler kurup, içten ve güvenilir arkadaş seçimleri konusunda özgüven sahibi olurlar.

KORKUYLA BAŞ EDEBİLİRLER

Başarının anahtarı harekete geçmektir. Çok sık seyahat ettiğinizde, kendinizi geri dönüşü olmayan durumlara düşürebiliyorsunuz. Bu durum, insanların korkularıyla yüzleşmelerine ve korkuya rağmen harekete geçebilmelerine olanak sağlıyor.

İMKANLARI GÖRÜR, HEMEN BENİMSERLER 

Gezen kişilerin dünya hakkında daha çok bilgisi ve tecrübesi olur. Farklı gelenek ve kültürlerle karşılaştıkları için, pratik ve yeni yöntemler öğrenirler. Bu bilgileri hem yaşadıkları yerde hem de gittikleri diğer ülkelerde, yenilik yapıp geliştirebilecekleri imkanlar görmelerini sağlar.

İSTEDİKLERİNİ ELDE ETMEK İÇİN NASIL PAZARLIK EDECEKLERİNİ BİLİRLER

Gezen kişiler, turist statüsünde olmalarından istifade edilemesini engellemek için pazarlık ederler. İyi pazarlık edebilme kabiliyeti -fazla ısrarcı ya da agresif olmadan- istediğinizi ya da ihtiyacınız olan şeyi elde etmenizi sağlar. Bu kabiliyetin faydalığı olduğu bir diğer alan da; gerek lider olarak gerekse iş konularında başkalarını etkilemeniz ve fikirlerinizi anlayıp kabul etmelerini sağlamanızdır.

ÇOĞUNLUĞUN GÖREMEDİĞİ GÜZELLİKLERİ GÖRÜRLER

Çok gezen kişiler farklı şeyler görür; beyinlerini, güzelliğe ve estetiğe odaklanacak şekilde kullanırlar. Sürekli yenilik hem gözleri hem de zekayı keskinleştirir. Diğer insanların sıradan diye adlandırdığı şeyleri, seyahat eden kişiler güzel olarak görür.Bu yeteneğe farklı fotoğrafçılar, şairler ve yazarlar sahiptir; ilham aldıkları şeyleri geliştirirler.

DAHA ÖZGÜVENLİ KİŞİLERDİR VE ZAYIF OLDUKLARI ZAMANLARDA DA ÖZGÜVEN SAHİBİ GİBİ GÖRÜNMEYİ BİLİRLER

Bahsettiğimiz kişiler kendilerine güvenmeyi öğrenir ve istedikleri şeyleri başarabilecekleri konusunda özgüven sahibidir. Kendilerine inanmaları, zorluklarla karşılaştıklarında daha inatçı olmalarını ve başarısız olduklarında da kolaylıkla toparlanabilmelerini sağlar.

İNSANLARIN FARKLILIKLARINI KARŞI ANLAYIŞLIDIRLAR VE İNSANLARI OLDUKLARI GİBİ KABULLENİRLER

Seyahat ederken sürekli yeni insanlarla tanışırlar. Tanıştıkları kişiler hakkında fikir sahibi olmak, şehirleri ve kültürleri hakkındaki düşünceleri gibi konularda bilgi edinmek için soru sorarlar. Bu sayede doğru soruları sorma konusunda uzmanlaşırlar. Turistlerin, gittikleri yeri öğrenme isteği ve merak duygusu doğaldır. Tanıştıkları kişileri ve düşüncelerini derinlemesine dinleyip güzel bir sohbet sürdürmeleri de bunun bir sonucudur. Kolaylıkla arkadaş edinir ve herkes tarafından sevilirler.

NE ZAMAN ANI YAŞAMALARI GEREKTİĞİNİ BİLİRLER 

Anı yaşamayı öğrenmek hem fiziksel hem zihinsel birçok fayda sağlar. Gezenler, gittikleri ülkede zamanlarının kısıtlı olduğunu bilir. Bu durum da, genel insan ortalamasının üzerinde “anı yaşadıkları”nı düşünmelerine yol açar.

DAHA ÇOK GÜLÜMSER, DAHA MUTLU HİSSEDERLER 

Araştırmalar seyahat etmenin bizi mutlu ettiğini gösteriyor. Sık gezen insanlar ortalamadan daha fazla gülümsüyor, çünkü düzenli olarak yeni yerler keşfediyorlar. Sürekli farklı insanlarla tanışıp, inanılmaz manzaralar görüp, yeni ve lezzetli yiyecekler tattıkları için mutlu hissediyorlar. Biraz önce bahsettiğimiz anı yaşama yeteneği de mutlulukla ilişkili.

DİNLEMENİN ÖNEMLİ OLDUĞUNU BİLİRLER

Çoğu insanın zorlandığı bir hayat becerisidir dinlemek. Odaklanmayı öğrenmek ve insanların bize anlattıklarını gerçekten dinlemek, hayatta başarılı olmak için oldukça önemlidir. Başarılı olmak, sağlıklı ilişkiler kurmaktan geçer; sağlıklı ve güçlü ilişkiler de insanları anlamaktan.

DAHA AZ YARGILAR, DAHA ÇOK EMPATİ KURARLAR

Büyük liderler başkalarıyla ilişki kurabilmek için empati yeteneklerini kullanarak hem onların sadakatini kazanırlar, hem de işlerini büyütürler. Empati, anlama isteğinden gelir; seyahat eden kişilerde bu özelliğin olması çok doğal değil mi?

ZENGİN OLMAYABİLİRLER, AMA PARALARINI ZEKİCE KULLANIRLAR

Seyahat eden kişiler, paralarının nelere gittiğini biliyor. Dünyayı eviniz olarak görürseniz, hayat pahalılığına göre yerler seçebilirsiniz. Hem gezip hem çalışan insanlar daha az kazanıp, birçok ülkede çok iyi şartlarda yaşayabilirler.Makaleyi beğendiyseniz arkadaşlarınız ile paylaşmayı unutmayın.

72 Saat Kuralı

72 saat

Aklınıza yeni bir düşünce veya Fikir mi geldi? Veya karşı konulmaz harika bir fırsat.Onu hemen Not defterine yazınız veya fırsatı değerlendirmek için önümüzdeki ilk 72 saat içerisinde harekete geçerek bu yönde bir şeyler yapmaya başlayın.Bu kadar basit mi yani diyeceksiniz, Evet bu kadar basit, fakat bunu bile çoğumuz yapmadığı için çok müthiş fikirler sadece kafada kalarak gerçeğe dönüşmüyor ve kapımızı çalan harika fırsatlar bir daha geri gelmemek üzere kaybolup gidebiliyor!Makul ve iyi bir kuralı alışkanlık haline getirmek hayatı kolaylaştıracağına inanıyorum. Böyle bir kurala rastladığımda onu öğreniyor ve hayatım da uygulamaya başlıyorum. Bu kurallardan biri de Bodo Schafer’ınİlk Milyona Giden Yol kitabından okuduğum adı “72 Saat Kuralı” dır.Bu kural hem çok basit, aynı zamanda da çok zor. Ana mantığı şöyle, aklınıza gelen önemli bir fikir var ise, onun hayata geçmesi için 72 saat içerisinde o yönde bir şeyler yapmanız gerektiğidir. Bu kadar basit. Aynı şey kapımızı çalan fırsatlarla da ilgilidir.O yönde atılmış küçük bir adım olabilir önemli değil, önemli olan belirtilen saatler içerisinde harekete geçmeniz dır. İlk adımdan sonra küçük bir ikinci adım, daha sonra üçüncüsü ve fikriniz gözle görülür bir şekle kavuşacaktır bu da sizin moral ve motivasyonunuzu arttırarak devam etmenizi ve işi sonuna kadar götürmenizi sağlayacaktır.Bu kural size ciddi gelmeyebilir, fakat bunu söylemek için daha erken, kuralı uygulamaya başlayın, sonuçların etkili olduğunu kendiniz de göreceksiniz.72 saat içinde harekete geçilmeyen fikir çöp kutusuna atılabilir, çünkü insan beyni bu şekilde programlanmış, ”fikir sahibi harekete geçmemiş ise çok ta önemli bir fikir değil demek ki!” Bu şekilde insan daha sonra gerçekleşeceğine inanmamaya başlıyor ve daha başlamadan bırakıyor.Unutmayın, bir girişimde bulunmak istediğinizde, ilk adımınızı 72 saat içerisinde mutlaka yapmalısınız. Bunu yapmadığınız takdirde, girişimin gerçekleşme olasılığı %1’e düşüyor. Başka bir ifadeyle, aklınıza gelen fikri uygulamayı ne kadar çok ertelerseniz onun gerçekleşme olasılığı o kadar düşer. Erteleme fikirler ve fırsatlar üzerinde zehirleyici etkiye sahiptir!72 saat ten fazla ertelerseniz, yapmamak için bahaneler çoğalmaya başlayacaktır ve harekete geçmeniz iyice zorlaşacaktır.Türk toplumu olarak hayal kurmayı severiz fakat erteleme hastalığımız ağır bastığı için, hayallerimiz bir türlü gerçekleşmiyor, dolayısıyla bu kuralın gerçekten çok önemli olduğunu düşünüyorum.Herkese gelen fırsatlar nedense bana hiç gelmiyor diye de çok yakınıyoruz ama fırsat geldiğinde yine erteleme hastalığına düşüyoruz!Siz siz olun hayal ve fikirlerinizden, ayağınıza kadar gelen fırsatlardan asla vazgeçmeyin 3 gün içinde harekete geçin ve tüm fikirleriniz gerçekleşebilir olduğuna inanın. BAŞARILAR!Dipnot: Bu konu hakkında ki yorum ve düşüncelerinizi benimle paylaşırsanız çok memnun olurum! Ayrıca makalemi beğendiyseniz paylaşınız. 

İnternet Üzerinden Alışverişe Servet Harcandı

servet

Bu yılın ocak-temmuz döneminde banka ve kredi kartlarıyla toplam 377 milyar lira tutarında alışveriş ödemesi gerçekleşti.
Son bir yıllık dönemde, 186 milyon adet kartın 31 milyon adeti ile en az bir kez e-ticaret işlemi yapıldı. Kuruşlu hesaplarla vatandaşın kartla cebinde kalan para ise 71 milyon lira oldu.Kartlı ödemeye alışan Türk halkı bu yılın ocak-temmuz döneminde banka kartları ile 775 milyon, kredi kartları ile 1,95 milyar adet alışveriş işlemi yaptı. Bankalararası Kart Merkezi (BKM) Genel Müdürü Soner Canko, Türkiye’de 60,8 milyon adet kredi kartı, 125,2 milyon adet banka kartı olmak üzere toplam 186 milyon adet kart kullanıldığını söyledi. Canko, 7 aylık döneminde banka kartlarıyla 38 milyar lira, kredi kartlarıyla ise 339 milyar lira olmak üzere toplam 377 milyar lira tutarında alışveriş ödemesi gerçekleştiğini aktardı.Hizmet/ürün alımı sonrası kuruşların satıcıdan istenmediğini de aktaran Canko, “Kuruşlu ödemelerde en fazla işlem adedinin 336 milyon adet işlem ve yüzde 22 pay ile 91-99 kuruş aralığında olduğu görülüyor. Önemsiz gibi görünen kuruşları alt alta topladığımızda son 1 yılda 71 milyon liranın kartlı ödemeler sayesinde kullanıcıların cebinde kaldığı görülüyor. Hane halkı tüketimi içinde kartlı ödemelerin yaklaşık yüzde 40 paya sahip olduğu düşünüldüğünde ise tüm ödemelerin kartlarla yapılması durumunda cebimizde kalan tutar 178 milyon liraya kadar çıkabiliyor. Bu tutar da 24 derslikli 24 ilköğretim okuluna eş değer” bilgisini verdi.Soner Canko, Türkiye’de bugün yaklaşık 56 milyon olan yetişkin nüfusunun yüzde 40’ının cüzdanında bir ya da birden fazla kredi kartı bulunduğunu ve bu oranın giderek arttığını söyledi. 23 milyon kişinin ise halen bankacılık sistemine dahil olmadığına işaret eden Canko, “Cüzdanında kart bulunanların oranının artması ve ödemelerin kayıt altına alınması ile ülke ekonomisine olan katkısı dikkate alındığında bu olumlu bir gösterge olabilir ancak kayıt dışı ekonomiyle mücadele kapsamında kart sahipliğinin artırılması konusunda daha fazla yol kat edilmesi gerekiyor.” diye konuştu.Canko, geçen yılın nisan ayında hayata geçirdikleri Türkiye’nin Ödeme Yöntemi (TROY) ile bir yandan 23 milyon kişiyi bankacılık sistemi ile tanıştırırken, diğer yandan bu nüfusun dijital ödemelere de geçmesini sağlamayı hedeflediklerini dile getirdi.ONLINE ERTELEME ALIŞVERİŞİ ARTIRDIBDDK’nın internetten kartla alışverişe onay sürecini 31 Aralık’a uzatmasının e-ticaret pazarına olumlu yansıdığına da dikkat çekildi. Canko, “Online seyahat ödemelerinde mobilin payı yüzde 36,5 seviyesinde. Havayolları ve seyahat, online ödemenin en yüksek olduğu sektörler. Bu sektörlerde düşük büyüme oranları dikkati çekiyor. Şimdiye kadar internetten yapılan ödemelerin düşük olduğu market, mobilya, konaklama ve giyim sektörlerinde ise yüzde 20’nin üzerinde büyümeler gerçekleştiği” ifadesini kullandı.

Online İşinizi Başarıya Götürecek 10 Kilit Özellik

Günümüzde, herkesin sevdiği işi internete kolaylıkla taşıyarak bir iş başlatabilmesine rağmen, başarı yalnızca yeterli azim göstere ve ne olursa olsun devam edenler tarafından elde edilebilir. İnternet girişimciliğinde başarılı olabilmek için geliştirilmesi gereken kilit özellikler ve bilinç ayarları vardır. Tam bu özellikler Online girişimcilerin olağanüstü iş sonuçları elde etmelerini sağlar. Şimdi onları daha yakından tanıyalım.1. İş için değil, elde edilen sonuç için para almak. Eğer internet işi yapıyorsanız, bir sorunun çözümü üzerinde harcadığınız zamanı miktarı, sizden başka kimseyi ilgilendirmez.Şu anda bir ofis çalışanı iseniz, büyük ihtimalle işte geçirdiğiniz zaman üzerinden para almak size daha alışılagelmiş bir şeydir. İnternette iş yapmaya karar verdiyseniz bu emek karşılığını alma modelini unutun. Başarınızın göstergesi artık – satışların miktarı ve memnun müşterilerin sayısıdır.2. İçerik oluşturma. Kaliteli içerik oluşturmak için kendinizi biraz yormak zorunda kalacaksınız. Buraya blog veya web siteniz için makale yazımı, video ve ses kayıtların yapımı – hatta video kliplerin ve sunumların yapımını içerir. Yeni okuyucuların (online işiniz için müşterilerin) dikkatini çekmek, güven ve ilgi çekililiğinizi oluşturmanıza yardımcı olacak şey – içeriktir.3. Düşünme biçimi. Engeller ve zorluklara değil, sonuçlara odaklanman gerekir.Her online girişimci pek çok engel ile karşılaşır, dolayısıyla problemlerle karşılaştığınızda kendinizi fazla sıkmayın.Karşınıza çıkan her engelin, tamamlanması gereken bir yapbozun parçası gibi düşünün – bu sizin için kural olsun. Tüm gücünüzü çözüm bulmaya odaklayın. Bunu yaptığınızda, sadece iş hayatında değil aynı zamanda büyük ölçüde hayatınızı da olumlu yönde değiştireceksiniz.4. Yetkilendirme. Yetkilendirmeyi öğrenmeniz ve aşina olmadığınız şeyleri delege etmeniz şart. Mesela, web siteniz için iyi bir tasarımın nasıl yapılacağı ile ilgili hiçbir fikriniz yok veya teknik konular size ağır geliyor. Bu durumda bu görevler için başkalarını yetkilendirmelisiniz, bu kişiler konuya hakim – işi severek yapan insanlar olmalı – onlara yapılması gereken görevleri sıraladıktan sonra elde ettikleri sonuçlar doğrultusunda – ödeme yapmalısınız.Yetkilendirmenin kuralı şöyledir: öncelikle çok zamanınızı alan ve yapamadığınız veya yapmaya sevmediğiniz işleri paylaştırın. Bunu bitirdiğinizde – işleri sizden daha hızlı ve sizden kat kat daha iyi yapan insanlara delege edin. Böylece, kendi güçlü yönlerinize odaklanabilir – daha verimli olabilirsiniz.5. Başarısızlıklara hazırlıklı olmak. Başarısızlığa her an uğrayabilirsiniz, buna kesin kez hazırlıklı olmalısınız. Bir kere de değil ha. Hepimizin hayalinde istikrarla büyüyen gelirler var, fakat günümüz gerçeği öyle değil maalesef. Ne kadar çok kaybederseniz o kadar çok öğrenecek ve daha hızlı deneyim kazanacaksınız. Başarısız denemeler sizin yeterince iyi olmadığınız anlamına gelmez. Bu bir öğrenme sürecidir ve başarının ayrılmaz bir parçasıdır.6. Pragmatizm. Uzun vadede iyimser, kısa vadede karamsar olmanız gerekir. Burada önemli olan zor anlarda pes etmemek içi – pozitif düşüncenin önemini vurgulamak gerekmektedir. Ancak, her zaman gerçekçi ve durumu çok net değerlendirmeniz gerekir. Ürününüz satılmıyorsa bu durum kendiliğinden değişmesi neredeyse imkansız. Yeni yaklaşımlar deneyin, test edin, iş modelinizi değiştirin. Sonuç alana kadar böyle devam edin!7. Eylem. Bence – eğitim harika bir şey, fakat zaman geliyor eğitim bile işe yaramadığı durumlar başlıyor. Bir noktada artık eğitim kurslarını ve kitap okumayı durdurmak gerekir. Sonuç almak için artık öğrendiklerinizi uygulamak gerekir. Eyleme geçmek gerekir. Kendinize sürekli şu soruyu sormalısınız: hali hazırda bildiklerimle ne yapabilirim?8. Vizyon. Vizyon – online işinizin en az bir yıl – ileriye dönük gelişim planını ayrıntılı olarak görmenizdir. Daha iyisi üç – beş yıl ileriye. Büyük vizyon ise (Grand Vision) büyük hedefinizi sürekli göz önünde bulundurarak ona doğru, yavaş dahi olsa emin adımlarla ilerleme garantisidir.Başlarda gelecekte ki başarılarınızı en ince detaylarına kadar görmekte zorlanacaksınız, ancak sonuçlar elde etmeye başladığınızda göreceksiniz başarınız gerçekten büyük olacak.9. Takım çalışması. İlk maddi sonuçlar elde ettiğinizde, sizinle sürekli çalışacak takımınızı oluşturmaya başlamanız önemli. İlk olarak belki teknik işlerden ve tasarımdan anlayan bir takım arkadaşınız olur ama aynı zamanda diğer ufak tefek işlerinizi de gerçekleştirmesi de mümkün.Daha sonra çalışan kişi sayısını arttırabilirsiniz. Mesela reklam konusunda uzman olmuş birisini, web programcısını ve müşteri destek sorumlusu olacak kişileri işe alabilirsiniz. Günde 24 saat var, ne kadar isteseniz de tüm görevleri tek başına yetiştiremezsiniz. Unutmayın, takımınız ne kadar iyi ve başarılı ise, işiniz de o kadar hızlı büyüyerek geliriniz arttıracaktır.10. Odaklanmak. Muhtemelen en önemli olan şey – istenen sonuçları elde etmek için doğru şeylere odaklanmak gerekir. Bu iştir – sizin internet işinizdir. Buraya, insanlar için değer yaratıp onu satmak için geldiniz! Pareto kuralına göre her zaman yaptığınız işlerin %80ni – sonuçların %20ne eşit olacaktır. Tam bu işleri yetkilendirmeniz gerekir. Unutmayın ki, yine Pareto kuralına göre size sonuçların %80ni getiren %20lik işler olacaktır. Tam bu sonuçların %80ni oluşturan %20lik işlere odaklanın ve onlara tüm zamanınızı ayırın – işte o zaman başarı sizi kendiliğinden bulur.Büyük ihtimalle bu makaleye daha birçok şey eklenebilir. Fakat şimdilik İnternet üzerinde bir iş başlamayı düşünen herkesin bu önemli on niteliği iyice öğrenmesi ve anlaması gerekir.

Başarılı Satıcıların 7 Özelliği

Başarılı Satıcı

Harvard Business Review yazarı ve University of Southern California, Marshall Business School profesörlerinden Steve Martin tarafından gerçekleştirilen ve 1000 satıcının katıldığı araştırma sonucunda yıldız satıcıların diğer satıcılara göre fark yaratan 7 kişilik özelliği ortaya kondu.Araştırmanın ilgi çeken yönü, soruların katılımcıların yaptıkları iş veya yürüttükleri satış süreçlerine yönelik -yapay- sorulardan değil, doğal kişisel özelliklerine yönelik olması.Bunun temel nedeni, başarılı satıcıların “neyi daha farklı ve daha iyi yaptığı” ile ilgili sorulara dayalı anket ve araştırmalarda genellikle verilen yanıtlar ile satış performansı arasında tutarlı ve güçlü bir bağ (korelasyon) elde edilememesi. Yani -ironik olarak- başarılı satıcılar, neyi farklı yaptıklarının çok da farkında değiller.Bu da gösteriyor ki, yıldız satıcıların içten gelen bazı kişisel özellikleri bu farkı yaratmalarını sağlıyor. Araştırma sonuçlarını -katı bir yönerge değil de- gelişim süreçlerinde dikkate alabileceğimiz faydalı bir içgörü olarak okumak daha eğlenceli olacaktır.1. Alçakgönüllülük
Araştırma sonucunda, yıldız satıcıların %91’inin “alçakgönüllülük” özelliğinde yüksek puan aldıkları ortaya konmuştur. Satış Performansına Etkisi: Takım oyununa yönelimli olmak.Başarılı satıcılar, satış sürecinin merkezine kendilerini koymak yerine, müşteriyi merkeze alırlar ve şirket içi kaynakları (danışmanlık, pazarlama, proje yönetimi, satış danışmanlığı, teknik danışmanlar) bir takım oyunu içinde konumlandırırlar.2. Cesaretini ve Hevesini Kaybetmeme
Araştırma sonucunda yıldız satıcıların yalnızca %10’unun olumsuz gelişmeler karşısında cesaretini ve hevesini kaybettiği, %90’ının bundan etkilenmediği ortaya konmuştur.Satış Performansına Etkisi: Rekabetçilik.
En başarılı satıcıların olumsuz gelişmeler karşısında demoralize olmadıkları veya yaşadıkları hayal kırıklıklarını kısa süre içinde yendikleri ve kendilerini mental olarak bir sonraki fırsata hazırlayabildikleri görülmüştür. Bu da, satıcıların rekabet karşısında her zaman yüksek moral ile hareket etmelerini sağlamaktadır.3. Merak
Merak, bilgiye açlık olarak tanımlanabilir. Araştırmada yıldız satıcıların %84’ünün “merak” konusunda çok yüksek puan aldıkları ortaya konmuştur.Satış Performansına Etkisi: Soru Sorma.
Meraklı olma özelliği ile müşteri satış görüşmelerine aktif olarak katılım konusunda bir korelasyon vardır. Meraklı satıcılar, müşteriye sürekli olarak zor ve yaşadıkları sorunlarla ilgili tedirgin edici sorular sorarlar. Yıldız satıcılar, üzerinde çalıştıkları işi kazanıp kazanamayacaklarını bir an önce öğrenmek isterler.4. Duygularının Etkisinde Olmamak
Duygularının (öz bilincinin) farkında veya etkisinde olmak, utangaçlık seviyesi olarak da düşünülebilir. Bu duygunun devamı, sıkılganlık veya baskılama olarak da ortaya çıkmaktadır. Başlangıçta, duygularının farkında olmanın çok olumlu bir kişilik özelliği olduğu düşünülebilir ancak bu özellik müşteri görüşmelerinde satıcı açısından olumsuz sonuçlar yaratabilmektedir. (utanma, çabuk sinirlenme, hızlı tepki verme, öfkeyi kontrol edememe)Satış Performansına Etkisi: Girişkenlik ve Savaşçılık
Başarılı satıcılar, hedeflerine ulaşmak için savaşırlar ve müşteri tarafındaki irite edici, sinir bozucu durumlardan korkmazlar. Sonuç odaklı davranırlar ve hedeflerine ulaşmak için müşteri tarafındaki herkesi rahatlıkla arayabilirler.5. Ölçülü Samimiyet
Araştırmada en çok sürpriz yaratan sonuçlardan birisi de, katılımcılar arasındaki en başarısız %30’luk bir grubun yüksek samimiyet ve dost canlısı olma özelliklerine sahip olmasıydı. Yıldız satıcılarda “ölçülü samimiyet” özelliğinin daha fazla olduğu ve başarısız satıcılara göre “dost canlısı” olma özelliklerinin belirgin olarak düşük olduğu ölçümlenmiştir.Satış Performansına Etkisi: Hakimiyeti Koruma
Satıcının satış sürecinde hakimiyeti ve söylemlerinin kabul görmesi, satış performansı açısından çok kritiktir. Araştırma sonucu, müşterileri ile fazla samimi ve arkadaşça ilişki yürüten satıcıların, müşteriye hakimiyet konusunda daha fazla sıkıntı yaşadıklarını göstermektedir.6. Başarı Odaklılık
Araştırma sonucunda yıldız satıcıların %84’ünün “başarı odaklılık” özelliğinde en yüksek puanları aldığı ortaya çıkmıştır. Bu özelliğe sahip kişilerin, her zaman hedeflerine kitlendikleri ve hedeflerine giden yolda sürekli olarak performanslarını ölçümledikleri görülmektedir.Satış Performansına Etkisi: Politik Esneklik.
Satış sürecinde, yıldız satıcılar müşterinin karar verme sürecini ve politiklarını anlamaya çalışırlar. Başarı odaklılık dürtüsü onları sürekli olarak müşteri tarafındaki kilit karar vericilere ulaşmaya iter. Bu nedenle, sattıkları ürün veya hizmetin temel özelliklerinden çok, sağlayacakları çözümü kimin kullanacağına ve müşteriye faydasına göre strateji oluştururlar.7. Görev ve Sorumluluk Bilinci
Araştırma sonucunda yıldız satıcıların %85’den yüksek bir oranda “görev ve sorumluluk bilinci” özelliğine sahip oldukları belirlenmiş. Temel olarak bu özellik, verilen iş veya hedef ile ilgili kişinin çok yüksek bir sorumluluk bilinci, sahiplenme ile hareket etmesi bu görevi yerine getireceği ile ilgili olarak güven uyandırması (hem müşteride hem kendi takımında) olarak tanımlanmıştır.Satış Performansına Etkisi: Müşteri Kontrolü
Satıcılar için en istenmeyen durumlardan birisi, kontrolün tamamen müşteriye veya (daha da kötüsü) rakibe geçmesidir. Yıldız satıcılar ise yüksek sorumluluk bilinci ile satış sürecinde kontrolü ellerinde tutarlar veya bunun için yüksek çaba gösterirler.Son Söz
Tüm satıcıların başarılı olmadığı bir gerçek. Aynı satış araçları, aynı eğitim düzeyi ve aynı gelişim programları, aynı iş motivasyonuna karşın neden bazıları başarılı, bazıları başarısız? Bunu sadece şans ile açıklamak çok doğru olmayacaktır. Araştırma sonuçları, kişilik özelliklerinin satış başarısında kritik bir role sahip olduğunu gösteriyor. İşe alım ve yetkinlik gelişim süreçlerinde bu iç görüleri ve araştırma sonuçlarını dikkate almak, satış performansı konusunda şirketinizin önemli bir gelişim göstermesine yardımcı olabilir.

Tavsiye Pazarlaması Nedir? Avantajları Nelerdir?

Hepimiz sürekli olarak memnun kaldığımız şeyleri tavsiye ederiz ve bu tavsiyelerimiz başkalarının karar vermesinde etkili olur.Bize hiç bir faydası olmasa dahi kullandığımız ve faydasını gördüğümüz bir şeyi zaten tavsiye ediyoruz. Peki tavsiyelerimiz ile gerçekleşen ticaretten bize reklam payı ödense nasıl olur?Bugün online ve offline firmalar tavsiyenin gücünü yeniden keşfetti ve tüketicilere tavsiyeleri karşılığında hediyeler ve hatta kazançlar sunmaya başladı. Klasik reklam ve dağıtım kanalları yerine tavsiye pazarlamasını kullanan firmalar 2012’de 170 milyar dolar ciroya ulaşmış ve bunun 65 milyar dolarını ürünlerini tavsiye eden 90 milyon iş ortağına dağıtmıştır.Tavsiye pazarlamasında bir iş ortağının kazancı tamamen kendi emek ve başarısına bağlı olarak çok büyük rakamlara ulaşabilmektedir. Bu modelde bir üst ast hiyerarşisi olmadığı gibi mesai ve emek konusunda da herkes özgürdür. Kazancı belirleme konusunda eğitim, kariyer, cinsiyet, tecrübe gibi hiç bir ön şart yoktur.Kaldıraç Etkisi, Sponsorluk ve Katlama

‘’Bana yeterince uzun bir kaldıraç ve uygun bir dayanak noktası verin dünyayı yerinden oynatayım’’ diyor Archimedes.Kendisinin sadece 24 saat varken 100 kişinin 8’er saatini bir sistem ile bir araya getiren bir iş adamı 800 saatlik bu mesaiden kazanç elde ederken zaman kaldıracı kullanmaktadır. Pasif gelir kaynağı olan kaldıraç etkisi tavsiye pazarlamasında da aynı şekilde çalışmaktadır.Finansal özgürlüğe giden pasif gelir kendi mesai ve emeğinizden bağımsız olarak kurduğunuz organizasyonun ürettiği hacimden gelir. Organizasyon ve hacim büyüdükçe artarak devam eder.Tavsiye Pazarlamasında kaldıraç etkisine sahip bir organizasyon kurmak için önce balık tutmayı öğrenmek sonra bunu öğretmek sonra da öğretmeyi öğretmek gerekir. Sponsorluk diye adlandırılan bu sistem ile bilgi ve tecrübe kopyalanır ve birlikte kazanç elde edilen bir organizasyon oluşur.Bu kopyalama sonucu katlanarak artan bir hacim ve sıradan insanlara sıra dışı gelirler kazandıran bir pasif gelir ortaya çıkar. İnsan zihninin algılamakta zorlandığı katlama etkisine dair bir hikaye anlatılır.

Bugün satranç diye bildiğimiz oyunu kurgulayan bilgine, oyundan çok memnun kalan Pers Kralı“Dile benden, ne dilersen” demiş. Bilgin kendisine uzatılan hazine dairesinin anahtarını elinin tersiyle itip, kraldan satranç tahtasının köşesindeki kareye bir buğday tanesi koymasını ve sonraki her kareye bir önceki karenin iki katı buğday tanesi koymasını istemiş.Zenginliğinden gurur duyan kral bilgenin saflığına(!) tebessüm etmiş ve vezirine “Dileğini, yerine getirin” diye emir vermiş. Katlana katlana giden buğday tanelerinin, satranç tahtasının son karesinde tam 2‘e ulaştığını görürüz. Tarım uzmanları 1.000 buğday tanesinin yaklaşık 31g geldiğini söylüyor.Sonuç şaşırtıcı tahtaya konulması gereken buğday miktarı tam 570 milyar tona karşılık geliyor. Dünyanın 2008 yılı buğday üretiminin 645 milyon ton olduğunu düşünürsek, tam 885 yıl boyunca dünyanın bütün buğdayının bilgine verilmesi lazım. Ne dersiniz, kralın sezgisi başına büyük dert açmış değil mi?Hikayede olduğu gibi aritmetik düşünmeye programlanmış insan beyni, geometrik artışı yani katlamalı büyümeyi algılama konusunda sınıfta kalıyor!

Dipnot: Tavsiye pazarlaması adına çalıştığım şirketimi incelemek adına buraya tıklayınız

Tavsiye et…

Başkaları Ne Der Diye Düşünerek Yaşamak

Bu yazımı okuyun ve hayatınızı gözden geçirin. Yaşarken ve hayatımızla ilgili kararları alırken ilk düşüncemiz ne oluyor? Hareketlerimizi kime ve neye göre biçimlendiriyoruz? -Hayatını istediğin gibi yaşamana engel olan eylem!Hayatımız ile aldığımız kararları başkaları ne der düşüncesiyle biçimlendirirken, Onlar eğer bize “Bu yapılan hareket delice…” derse hareketimizi durduruz ve onlar eğer “Bu yaptığın harika bir şey…” derse de o harekete devam ederiz. Mesela karşımıza bir iş çıktığında BAŞKALARI’ nın bakış açılarından o kadar çok korkarız ki onların tepkilerinden çekindiğimiz için adım atmaktan çekiniriz. Birisi ile aşk yaşıyorsanız da durum böyledir. O kişinin gönlünüzde yaşattıklarına değil de BAŞKALARI’ nın dedikleri ile hayatımıza yön veririz. Açıkçası hayatımızla ilgili bütün kararlarda iç sesimizi değil de BAŞKALARI’ nın ne dediklerini umursarız.Devamı… Benim bu hayattan anladığım hayatımızın tamamını BAŞKALARI’ na göre yaşadığımızdır. Pekala BAŞKALARI’ nın bizim için değeri olduğu ölçüde yine biz BAŞKALARI’ nın gözünde değerli miyiz? Allah size uzun ömür versin cenazenizin olduğunu göz önüne getirmenizi istiyorum. Araştırmalara göre cenazelerde o kişi için göz yaşı dökenlerin sayısı bir elin 10 parmağını geçmeyecek kadar azdır. Cenaze namazından sonra ise kabre gelenlerin sayısı yadsınamayacak kadar azdır.  Cenazeden sonra herkes kendi işine gücüne devam eder. BAŞKALARI ne der düşüncesine sahip olmayan, doğru bildiği yoldan vazgeçmeyen ve binlerce, milyonlarca insanı etkilemiş kişiler ise tam tersi öldükten sonra bile hep akıllarda kalırlar. BAŞKALARI ne der diye düşünmeyen insanların ardından BAŞKALARI büyük göz yaşları dökerler.Peki siz, BAŞKALARI için mi yaşamayı yoksa BAŞKALARI’ na göre mi yaşamayı seçeceksiniz? İnşallah bu yazımdan sonra BAŞKALARI ne der düşüncenizden vazgeçer ve kendi hayatınızı yaşamayı seçersiniz. Hayata her zaman pozitif pencereden bakmanız dileğiyle…Keskin Kenar kitabının yazarı Jeff Olson’dan alıntıdır.Dip Not: Alıntı makalemizi beğendiyseniz Sosyal Medyada paylaşın!Son Not:  İnternetten kendi işinizi kurmak için “İŞİMİ KURUYORUM” linkine tıklayınız!  Ayrıca ÜCRETSİZ E-Kitabımı indirmek için buraya tıklayınız ve abone formunu doldurun!